Zamanın Ruhu
Küratör: Yenal Bilgici
Zamanın Ruhu
Nedir bu zamanın ruhu, kuzum?
İlkokul sıralarındayken aklımızda gezinen "Bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak?" sorusunu bugün olsa nasıl sorardık: Bu kadar bilgi ne işimize yarayacak? Dünyayı nasıl anlayacağız? Seçimlerimizi hangi önceliklerle yapacağız? Memleketimizi hangi kriterlerle değerlendireceğiz? Dikkatimizi nasıl toplayacağız? Biz bu zamana nasıl ayak uyduracağız?
Zamanımızın ruhu bize yeni kavramlar, yeni düşünceler, kadim dillerden türemiş yeni fikirler dayatıyor. Yalnızca büyük olaylarda değil, bunların gündelik olana etkisinde de: Telefonlarımıza yığılan bildirimler, cevapsız aramalar… üzerimize dikilmiş, bizi izleyen, bizi hiç yalnız bırakmayan gözler… bazen kaybolan bazen belirginleşen sınırlar, yükselen ve yıkılan duvarlar… kurulan ve dağılan sofralar… coğrafyaya yayılan, haritaları yırtan, fincanların, kadehlerin içinde çalkalanan büyük yürüyüşler… büyük yolları küçük küçük yürüyenler… dünyayı kurtaran, kurtarmak isterken bir yandan mahveden fikirler… günbegün bizi karara zorlayan sonu gelmez seçenekler…
Günümüz insanı zamanın ruhunda yaşıyor. Telefona uzanan, bir pencereyi aralayan, özleyen, sofra başında oturmuş gülüp ağlayan, yeni bir dili öğrenmeye çalışan, ayrıntılarda kaybolan, izlerken izlenen, yapamadıklarına üzülen bizler, hep zamanımızın insanlarıyız. Zamanın ruhu bizi kurarken, biz de zamanın ruhunu kuruyoruz.
Yenal Bilgici'nin küratörlüğünü yaptığı "Zamanın Ruhu"nda, hem kitap seçkisi hem de söyleşilerle tam da bu ilişkiyi anlamaya yelteniyoruz. Teknolojiyle olan aşk-nefret ilişkimiz, dilimiz, fikirlerimiz, yediklerimiz içtiklerimiz, memleketi ve dünyayı görme biçimlerimiz, kaçındıklarımız ve seçtiklerimiz… Hepsine tazelenmiş gözlerle bakmak için.
Büyük yazar Goethe, "Üç bin yılın hesabını göremeyen, karanlıkta yolunu bulamaz; ancak günü gününe yaşayabilir" demişti. Biz de en azından bugünün hesabını görmekle işe koyulalım.
Zamanın ruhunu anladığımızda kendimizi biraz daha iyi anlayacağız.
Zamanın Ruhu - Haziran

Yenal Bilgici'nin söyleşi konuğu:
Tan Morgül
İstanbul doğumlu yazar, içerik üreticisi ve hikâye anlatıcısı. Yiyecek ve içeceklerin tarihi, balık ve futbol kültürü üzerine çalışıyor. Çeşitli kitap, dergi, internet ortamı ve gazetelerde toplumsal ve kentsel hareketler, serbest dolaşım hakkı, futbol kültürü, çevre, seyahat ve yemek kültürü gibi konularda yazıları, söyleşileri ve araştırmaları yayımlandı. İstanbul Dergisi'nin son iki buçuk yılında yayın yönetmenliğini yaptı. Radikal gazetesinde iki buçuk yıl balık kültürü üzerine yazıları yayımlandı. Rakı Ansiklopedisi ve Açık Radyo Ansiklopedisi'ne maddeler hazırladı. Ulus Atayurt'la birlikte İstanbul Meyhaneleri ve Balık Lokantaları kitabının yazdı. 2014 Gourmand ödüllü Rakı and Fish: A Mediterranean Seafood Odyssey kitabının yazarı. "İstanbul Meyhaneleri: Vuslatın Başka Alem" belgeselinin senaryo yazarlığını ve yapımcılığın üstlendi. Lakerda.uk'un kurucusu, Istanbul Elsewhere ve gather-in'in kurucu ortağı. "Keyif Meselesi" adlı podcast'i hazırlayıp sunuyor. Londra'da yaşıyor.
Söyleşi tarihi: 23.06.2026, Çevrimiçi

Altı Bardakta Dünya Tarihi
Bir bardak suda fırtına değil, isyanlar, ayaklanmalar, savaşlar kopuyor bu kitapta...
Dünya tarihine elinizdeki bir bardağın içindeki sıvıya eğilerek bakmak... Bir bardaktan geçen kare yelkenli keşif gemilerini, Afrika içlerinde avlanıp tekneleri ambarlarına doldurulmuş siyahları, köle tüccarlarını, laboratuvarlarına kapanmış simyacıları, ateş pahası çay yüksük büyüklüğündeki fincanlarda içen aristokratları, savaş meydanlarındaki kola albaylarını seyretmek...
Tom Standage bu kitapta bunu yapıyor. "Nasıl ki, arkeologlar kullanılan malzemeler temelinde tarihi taş çağı, bronz çağı, demir çağı vb dönemlere ayırıyorlarsa" diyor, "dünya tarihini farklı içkilerin egemen olduğu dönemlere ayırmak da mümkün." Ve ayırıyor da: bira çağı, şarap çağı, damıtık içkiler çağı, kahve çağı, çay çağı, kola çağı.
Elinizdeki bardağın -ya da kadehin- içindeki sıvı yukarıdakilerden hangisi olursa olsun bu kitabı okuduktan sonra ona bir daha eskisi gibi bakamayacaksınız.
Zamanın Ruhu - Mayıs

Yenal Bilgici'nin söyleşi konuğu:
Ercan Kesal
Hekim, yazar ve oyuncu. 1959 Avanos doğumlu. Ankara'nın kasaba ve köylerinde hekimlik yaptı, özel sektörde hastane, poliklinik ve tıp merkezleri kurdu. 2004-2006 yıllarında İTİCÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Uygulamalı Psikoloji dalında Master Eğitimini bitirdi. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Antropoloji Doktora Eğitimini sürdürüyor.
İlk olarak Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filminde rol aldı. Oyuncu ve senarist olarak ulusal ve uluslararası bir çok festivalde ödüller aldı.
İlk şiir ve yazıları, öğrencilik yıllarında Dönem dergisinde yayımlandı. Era Yayınları'nın kurucuları arasında. Şizofrengi'ye yazı, Radikal ve Birgün gazeteleri içinse güncel hikayeler ve denemeler kaleme aldı.
Peri Gazozu isimli kitabı İletişim Yayınları'ndan, Evvel Zaman isimli kitabı ise İthaki Yayınları'ndan çıktı. Bunu Nasipse Adayız ve Ayrıntı Yayınları'ndan Zamanın İzinde ve yine İletişim'den Aslında izledi. Diğer kitapları Kendi Işığında Yanan Adam, Tanıdığım Metin Erksan, Hekimlik Sanatları ve Cebimdeki Ekmek Kırıntıları.
Sinema ve tiyatro oyuncusu Nazan Kesal'la evli ve Poyraz'ın babasıdır.
Söyleşi tarihi: 03.06.2026, Çevrimiçi

Bir Vatan Nasıl Sevilir?
Oxana Timofeeva yıkıcı bir sarmal sunuyor Bir Vatan Nasıl Sevilir'de. Ancak coğrafyanın kaderle perdelendiği yerde değil, kişinin perdeyi elleriyle yırtarak var ettiği yerde başlıyor bu sarmal. Belleğin en kanlı sınırlarından, çocukluktan başlayan bir öz-anlatıyı zihnin sınır ötesine, dayatılmış 'hakikatin' sorgusuna yaslıyor: Kadınlığa, aidiyete, köklere, nihayet vatan sayılana dair bir sorgu bu. İçeriden kopan sesin, şavkını sözde ve kuramda bulduğu bir öte yankı…
Vatan ne bir devlettir ne de tek bir adamdır. Rejim onun adını haksızca sahiplenir, kendini vatanla özdeşleştirir, toprağı mülkiyete, halkı ise nüfusa dönüştürür.
Zamanın Ruhu - Nisan

Yenal Bilgici'nin söyleşi konuğu:
Özgür Mumcu
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden lisans, Sorbonne Üniversitesi'nde Uluslararası Hukuk ve Uluslararası Örgütler Hukuku doktora derecesi aldı. Birgün, Radikal, Cumhuriyet gazetelerinde köşe yazarlığı yapmış olan Mumcu, 2014 yılında Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfından araştırma türündeki Geleceğin Savaşları Ve Silahları: Yeni Silah Teknolojilerinin Silahlı Çatışmalar Hukuku Işığında İncelenmesi isimli ilk kitabını yazdı. Kurgu dalındaki kitapları, dört dile çevrilmiş Barış Makinesi ve Dünyalılar.
Söyleşi tarihi: 22.04.2026, Çevrimiçi

Arsız Yeşillik
Hiroşima ve Nagasaki'yi yerle bir eden atomları bir generalin yağlı parmakları değil, elinde bir avuç denklem olan bir grup fizikçi parçalamıştı.
İnsanlığın sonunu, insanlığı kurtarmayı amaçlayan fikirler mi getirecek?
Şilili yazar Benjamín Labatut Arsız Yeşillik'i meydana getiren metinlerde dünyanın gidişatını değiştirirken insanlığı uçurumun kıyısına getiren bilimcilerin beklenmedik esin kaynaklarına, uçsuz bucaksız saplantılarına, deha ve deliliklerine büyüteç tutuyor.
2021 Uluslararası Booker Ödülü ve Amerikan Ulusal Kitap Ödülü finalisti Arsız Yeşillik bilimin hem kişisel hem de kitlesel ölçekteki yaratıcılık ve yıkıcılığına dair benzersiz bir anlatı.
Zamanın Ruhu - Mart

Yenal Bilgici'nin söyleşi konuğu:
Can Öz
Saint Michel Lisesi'ni bitirdi. Boston University'de sosyoloji eğitimi alırken babası Erdal Öz'ün vefatı üzerine Can Yayınları'nın başına geçti. Bu görevi 12 sene yürüttü. 2015 senesinde Bağış Erten, Caner Eler ve Onur Erdem ile birlikte Socrates Dergi'yi kurdu. 2016 senesinde Socrates Bistro'yu ve Socrates Almanya'yı kurdu. Halen Socrates Dergi genel müdürü olarak görevini sürdürüyor.
Söyleşi tarihi: 31.03.2026, Çevrimiçi

Kentukiler
Bir kentuki "sahip"i olmak yerine kentuki "olma"yı kim seçerdi ki?
Samanta Schweblin'in bu son romanında insanların yeni takıntısı "kentuki" adı verilen oyuncaklar. Mahremiyet, gözetleme, kimlik gibi kavramların öne çıktığı Kentukiler'de Arjantinli yazar, teknoloji-insan ilişkisi üzerinden insanların birbirleriyle ilişkilerine dair çarpıcı sorular yönelterek günümüzü mercek altına alıyor.
Sanal ve gerçek arasındaki çizgilerin ortadan kalktığı bir dünyada kim izleyen, kim izlenen konumda?
Zamanın Ruhu - Şubat

Yenal Bilgici'nin söyleşi konuğu:
Mahir Ünsal Eriş
Babil Kulesi Kitabı'nın yazarıdır. 1980'de Çanakkale'de doğdu. Arkeoloji ve tarih okudu. Hayatını çeviriler yaparak ve yazarak sürdürüyor. Gençlerbirliklidir; söylenişi bile güzel. Kitapları: Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde... (2012), Olduğu Kadar Güzeldik (2013) (60. Sait Faik Hikâye Armağanı), Dünya Bu Kadar (2015), Benim Adım Feridun (2016), Öbürküler (2017), Kara Yarısı (2019), Sarıyaz (2019), Diğerleri (2020), Gaip (2022), Acaip (2023) Babil Kulesi Kitabı (2023), 30 Şahane Kelime (2023), Tatil Kitabı (2024) ve Bin 9 Yüz Seksen 3 (2024).
Söyleşi tarihi: 23.02.2026

Babil Kulesi Kitabı
Eski Ahit'te yer alan Babil Kulesi anlatısını bilir misiniz? Hani insanlığın Tanrı'ya ve biraz da "tanrılığa" erişmek için upuzun bir kule inşa etmeye koyularak yaratıcıyı kızdırdığı hikâye… En nihayetinde Rab, kentin yapımını durdurmak ve bu ortaklaşa çabayı sonlandırmak için nihai planını uygulamaya koyar ve der ki: "Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar." Bu anlatıya göre bambaşka diller ve kelimelerin öyküsü işte böyle başlar.
Zamanın Ruhu - Ocak

Yenal Bilgici'nin söyleşi konuğu:
Hakan Türkçapar
Akademisyen, psikiyatr. Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği Başkanı 1990 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini, 1995 yılında psikiyatri ihtisasını bitirdi. Uzmanlık sonrası 1997'de Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler alanında ABD'de Beck Institute for Cognitive Therapy and Research'de Bilişsel Psikoterapi eğitimi aldı. 1999 yılında New York Ellis Institute'de Rational Emotive Behaviour Therapy eğitimi sonrası REBT (Akılcı Duygusal Terapi) alanında önce Temel Sertifika (Primary Certificate), ardından da 2008 yılında da ileri düzey sertifika (Advanced Certificate) aşamalarını tamamladı.
Söyleşi tarihi: 23.01.2026

Olan Biteni Kaçırma Keyfi
Sosyal bilimcilerin "aşırılık çağı" diye nitelediği bir zamanda yaşıyoruz. Seçenekler sonsuz, onlara ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay görünüyor. Fakat bu sınır tanımaz kültür ortamında, her şeye yetişmek mümkün olmadığı gibi muhtemelen anlamlı da değil. O halde birey olarak hayatlarımıza nasıl biçim kazandıracağız? Sevilen psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann Olan Biteni Kaçırma Keyfi'nde kendine hâkim olma sanatını bir erdem olarak ele alıp savunuyor. Yazar kendi isteğiyle bir şeylerden vazgeçmenin kişiyi stres, depresyon ve kaygı gibi dertlerden koruyacağını vurgularken itidal ve özdenetimi mutlu bir hayatın anahtarı olarak işaret ediyor. Hız ve sınırsızlık kültürüne karşı koymak isteyen herkes için etkili ve ilham verici bir kaynak.