Üye Girişi
Hoş Geldiniz
Filika hesabınızı görüntülemek için giriş yapın.
Henüz Üye Değil Misiniz?
Kolayca üye olabilirsiniz!

Yeniden Bugüne

```html

Yeniden Bugüne

Okuduğumuz kitabın sayfalarında kaybolduğumuz çok oldu, peki ya yazarının masasına oturduk mu hiç?

Yüzümüz yeni olana dönük ama ilhamımızı eskilerden aldık. Salah Birsel'in, "Orada hiç değilse bir kez oturmamış edebiyatçı gösterilemez," diye tarif ettiği Cağaloğlu'ndaki Meserret Kahvesi'nde Sait Faik'ten Orhan Kemal'e, Paris'teki Café de Flore'de Simone de Beauvoir'dan Albert Camus'ye kadar pek çok yazar, kahveleri eşliğinde söyleşir, okurlarla kitaplar üzerine konuşurdu. Şimdi sıra bizde.

Filika'da her ay çağdaş eserler arasından seçilen bir kitabı okuyup hem yazarların hem de kültür sanat alanında üretenlerin masasına konuk olacağız. "Yeniden Bugüne" seçkimizde, yazarın sayfalarında bizi davet ettiği zihnine bir adım daha nüfuz edebilmek, hikâyenin ardındaki insanı görmek, düşünce akışının içine bir göz atabilmek için de okuyoruz. Yazarlarımız imzaladıkları kitapları ve hikâyelerinin ardındaki yaşantıyı tarif ettikleri el yazısı mektuplarıyla bize bu imkânı sunuyor. Böylece alışılageldik kitap söyleşisinin ötesindeki Filika sohbetlerimizde, özel konukların da eşliğinde yazarları daha iyi tanıma, masalarının kenarına ilişme fırsatı bulmuş oluyoruz.

Sürprizli bir okuma deneyimine hazır olun: Yeniden Bugüne'nin bir okuma listesi yok. Filika'da düzenli olarak güncel edebiyatı takip edip birlikte bugünü anlamaya çalışacağız.

Çünkü her Yeni'den Bugün'e varıyoruz.


Abone Ol

Yeniden Bugüne - Haziran

Bu ayın kolaj görseli


Başak Arslan'la söyleşecek olan konuğumuz:

Deniz Eldam

1975'te Ankara'da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya bölümünden mezun oldu. Öyküleri Notos, Sözcükler, Öykü Gazetesi, Trendeki Yabancı, Oggito gibi mecralarda yayımlandı. "Musa'nın Eli" adlı öyküsü 2021 AltKitap Öykü Ödülü'ne değer görüldü. Bunu Kimseye Anlatma ve Gözlerin Karanlığa Alışında adlı öykü kitaplarının yazarı.


Söyleşi tarihi: 25.06.2026

Söyleşi mekânı: Penguen Kitabevi Narmanlı Han, Beyoğlu + Çevrimiçi

Ayın kitabı

Sardunyalar Güneşe Bayılır

Yazar: Başak Arslan · 112 Sayfa · Sel Yayıncılık

72. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı, 2026
Başak Arslan'ın öykülerinde genel olarak ilişkiler ama illaki aile, sahnenin bir yerine, bazen de tam ortasına yerleşiyor. Yitirilen ya da hiç kurulamayan yakınlıkların kıymıkları karakterlerin içini ince ince sızlatırken anne, baba, evlat, eş, kardeş olarak üstlendiğimiz rollerin yanı sıra sadakat, özgürlük, bağlılık, sevgi, mesuliyet, güven gibi kavramlar değişen manzaralarıyla gözler önüne seriliyor. Parçalanan ailelerde oyundan atılmış çocukların hayaletleri ise yetişkin bedenleri içinde dolaşıyor.
Sardunyalar Güneşe Bayılır, soğuk bir dünyada üşüyenlerin sıcaklığa hasretini, bu uğurdaki dokunaklı, bazen de irkiltici ama hep nafile çabalarını anlatıyor.

Yeniden Bugüne - Mayıs

Lisans derecesini ODTÜ Maden Mühendisliği, yüksek lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi'nde Yeni Türk Edebiyatı alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı ve ders verdi. 12 Mart dönemi romanlarını incelediği teziyle 2008 yılında Hollanda'daki Leiden Üniversitesi Edebiyat Çalışmaları bölümünden doktorasını aldı. İlgi ve çalışma alanları arasında tanıklık edebiyatı, otobiyografi, travma, toplumsal cinsiyet ve erkeklik araştırmaları bulunmaktadır.


Söyleşi tarihi: 04.06.2026

Söyleşi mekânı: Penguen Kitabevi Narmanlı Han, Beyoğlu + Çevrimiçi

Ayın kitabı

Geç Kaldığımız Her Şey Gibi

Yazar: Ekin Kadir Selçuk · 198 Sayfa · İletişim Yayınları, 2026

"Yalnızlaşmasının nedenini anlıyordu: Heves ve neşe. İnsanlar heveskâr, neşeli birine tahammül edemiyordu. Birinin yüzündeki ışıltı onların karanlığına dokunuyordu. Gülümseyen birini görünce tedirginleşiyor, bu neşeyi bir tür suç gibi görüyorlardı. Bu ülke Neşesizler Cumhuriyeti (NC) adını çoktan hak etmişti..."
Ekin Kadir Selçuk, Geç Kaldığımız Her Şey Gibi adlı ilk romanında, geçirdiği beyin kanaması sonrası hayatı değişen, karakterinde açılan gediklerle yüzleşen, hem çalıştığı üniversitede hem özel ilişkilerinde çıkmaza giren bir akademisyenin hikâyesini anlatıyor.
Selçuk, toplumdaki ve akademideki yozlaşmayı, erkeklerin ikili ahlâk anlayışını ve erkek şiddetini, hayatın her alanına sirayet eden derin mutsuzluğu ve karamsarlığı bir roman kurgusu içinde tüm çıplaklığıyla ele alıyor.

Yeniden Bugüne - Nisan


Devrim Koçak ile söyleşecek olan konuğumuz:

Sibel Oral

1979'da İstanbul'da doğdu. Birçok gazete ve dergi için sanat alanında çalıştı. Beni Beklerken (2006), Zayi (2011) ve Toprağın Öptüğü Çocuklar (2015), İşitiyor musun Memet? (2021) adlı kitapları yazdı, çeşitli kitaplar hazırladı. İstanbul'da yaşıyor, sanat- edebiyat gazeteciliği ve yayıncılık alanında çalışmalarını sürdürüyor.


Söyleşi tarihi: 29.04.2026

Söyleşi mekânı: Penguen Kitabevi Narmanlı Han, Beyoğlu* + Çevrimiçi

Ayın kitabı

Yağmurdan Sonra Bahardan Önce

Yazar: Devrim Koçak · 304 Sayfa · Everest Yayınları, 2026

"Ağlamak anadilimiz," yazıp defteri kapattı.
Yıl 2016, Ankara Garı'ndaki bombalı saldırının ertesi, önümüz bahar. Yer, kentsel dönüşüme girmek üzere yıkılacak olan Yurt Apartmanı.
Buranın en eski sakinlerinden Muhasebeci Suphi'nin tekdüze yaşamı bir anda, gizemli bir kadın olan İnci'nin, apartmana gizlice sığınan mülteci bir ailenin, yıllardır görmediği babasının ve yeraltı dünyasından Kılıç'ın girmesiyle değişir. Herkesin hikâyesi hızla birbirine bağlanırken, önüne hayati seçimler çıkan her sıradan insan gibi Suphi de şu sorularla karşı karşıya kalır: Günlük yaşama devam etmek mi, bir kahramana dönüşmek mi?
Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler ile 2021'de Everest İlk Roman Ödülü'nü kazanan Devrim Koçak ikinci romanında, yakın geçmişimizden referanslar ve güçlü metaforlar ile inşa ettiği zengin kurgusuyla tarihe not düşüyor.

Yeniden Bugüne - Mart


Doğu Yücel ile söyleşecek olan konuğumuz:

Bahar Çuhadar

Tiyatro eleştirmeni ve gazeteci. Gazeteci olmaya 9 yaşında, okuduğu Körfez Savaşı haberlerini defterine baştan yazarken karar verdi. İkonik savaş muhabirlerine özenerek 'dış haberci' olma planlarıyla İstanbul Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler okudu. Üniversitenin köklü tiyatro kulübü İstanbul İktisat Sahnesi'nde tiyatroyla tanıştı. Dünyada olan bitene sahneden bakmanın tadını, dramaturjinin gücünü keşfedince kültür sanat ve tiyatro haberciliğine yöneldi. Dünya, Radikal ve Hürriyet gazetelerinde kültür sanat muhabiri ve editör olarak çalıştı. 2011'den beri düzenli olarak haftalık tiyatro eleştirileri kaleme alıyor. Türkiye'yi gönüllü olarak terk eden yeni nesil göçmenleri anlattığı 'Yeni Ülke Yeni Hayat' adlı kitabın yazarı. BiletinialArtı adlı YouTube kanalına hazırladığı programlarda güncel oyunların yaratıcı ekiplerini ağırlıyor. Tiyatro yazıları Aposto'da yayınlanıyor.


Söyleşi tarihi: 26.03.2026

Söyleşi mekânı: Penguen Kitabevi Narmanlı Han, Beyoğlu* + Çevrimiçi

Ayın kitabı

Trol

Yazar: Doğu Yücel · 288 Sayfa · Can Yayınları, 2026

"Al repliklerini ve oku. Asla senaryodan çıkma. Sakın ha, doğaçlama yapayım deme!"
Türkiye'nin en ünlü oyuncularından Kaan Balaban ansızın başlayan bir linç hareketinin hedefi olur. Gizemli bir sosyal medya trolünün başlattığı linç gün geçtikçe sadece kariyerini değil, akıl sağlığını ve özel hayatını tehdit eden bir kâbusa dönüşür.
Bir yanda alkışlarla beslenen bir aktör, diğer yanda klavye başında nefret kusarak var olan isimsiz bir trol. Ülke yangın yeriyken kendi küçük savaşlarında debelenen iki adamın kıyasıya düellosu.

Yeniden Bugüne - Şubat


Hakan Bıçakçı ile söyleşecek olan konuğumuz:

Zehra Çelenk

Yazar ve senarist. Şiir, yazı ve öyküleri erken yaşlardan itibaren çeşitli dergilerde yayımlandı. Lisans ve yüksek lisansını tamamladığı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon, Sinema Bölümü'nde 2007-2014 yılları arasında Televizyon Yazarlığı dersini verdi. Öykü ve senaryosunu yazdığı Ruhumun Aynası adlı dizisi, Artemis'ten aynı adla yayımlanan ilk romanına ilham oldu. Öykü kitabı Hayatta Kalma Rehberi Everest Yayınları tarafından yayımlandı. Yeni romanı çok yakında okurlarla buluşacak.

Diziler başta olmak üzere pek çok TV yapımının senaristliğini ve proje tasarımını yaptı. Dokuz yılı aşkın süredir Duvar, Diken ve çeşitli platformlarda edebiyat, sinema, toplumsal cinsiyet, ayrımcılık, popüler kültür ve duygu sosyolojisi üzerine yazdığı metinlerle geniş bir okur kitlesine ulaşıyor. İstanbul'da yaşıyor; yazarlık, senaryo ve edebiyat çalışmalarını sürdürüyor.


Söyleşi tarihi: 25.02.2026

Söyleşi mekânı: Penguen Kitabevi Narmanlı Han, Beyoğlu* + Çevrimiçi

* Fiziki katılım kontenjanla sınırlıdır.

Ayın kitabı

Geçici Manzara

Yazar: Hakan Bıçakçı · 200 Sayfa · İletişim Yayınları, 2025

Dikkate alınmaması gereken alarmlar, ilaçlanması gereken böcekler, düzeltilmesi gereken yamuk zeminler, bir sabah uyandığında manzarası değişenler, yorumlanamayan rüyalar, biriken çöpler, önemli toplantılar, önemsiz kanamalar, asit yağmurları, akvaryumlar, kafesler, daireler ve betonla kuşatılmış şehrin sanki hem içinde hem de dışında soluk alan hayvanlar...
"Aylardan Efsane Kasım, günlerden Şahane Cuma'ydı. Fakat manasızca renkli reklam panolarındaki bu hesaplı coşkuya kapılan yok gibiydi. Metronun içi cenaze evini andırıyordu. Birbirinden koyu montlu, birbirinden mutsuz suratlı, birbirinden eğri duruşlu bir yığın insan farklı boşluklara dalıp gitmişti."

Yeniden Bugüne - Ocak


Gaye Boralıoğlu ile söyleşecek olan konuğumuz:

Ayşen Şahin

İletişimci, yazar. İzmir Bornova Anadolu ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. 2010 yılında ortağıyla birlikte ilk online kadın dergisini, 2011 yılında iletişim ajansı mbsays'ı kurdu.
Pazarlama iletişimi ve siyaset iletişimi alanında çalışmaya devam ediyor.
On yılı aşkındır Evrensel gazetesinde köşe, çıktığı ilk günden beri Bavul, İstasyon, Rağmen dergilerinde öykü yazıyor. "Lakin İyi Yaşadık" ve "Olay Şöyle Oldu" adlı iki kitabı var.


Söyleşi tarihi: 26.01.2026

Söyleşi mekânı: Mephisto Kitabevi, Beyoğlu* + Çevrimiçi

* Fiziki katılım kontenjanla sınırlıdır.

Ayın kitabı

Her Şey Normalmiş Gibi

Yazar: Gaye Boralıoğlu · 210 Sayfa · İletişim Yayınları, 2025

Farklı dünyalardan iki insan: Arda ve Lora. Onları zorlu bir ilişkinin ana karakterleri yapan şey ne olabilir? Tesadüf mü, yoksa ikisinin de varoluş hikâyesinde saklı bir sebep mi? Her Şey Normalmiş Gibi'de genç bir adamın gözünden bakıyoruz yaşadığımız kaotik günlere. Onunla birlikte hem sevdiği kadını tanımaya ve anlamaya çalışıyoruz hem de son dönemin siyasi ve toplumsal atmosferini yeniden gözden geçiriyoruz.
"Ve bir şey daha söyleyeyim bak, aşk gelecek değildir Lora, geçmiştir. Benim kemiklerimden ve etimden ve kanımdan, senin damarlarından ve tükürüğünden doğmuştur aşk. İki insan birbirinin yarınına değil, hakikatine âşık olur. Tarihin fırlatıp o âna attığı iki çıplak varlığız biz. Biz. Yani âşıklar."

Yeniden Bugüne - Aralık


Yavuz Ekinci'yle söyleşecek olan konuğumuz:

Gönç Selen

1973 yılında İstanbul'da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi Bölümü'nde Siyaset Bilimi, Galatasaray Üniversitesi'nde ise Felsefe yüksek lisans eğitimi aldı. Ancak her ikisini de tez döneminde bırakıp yaklaşık 20 yıl sürecek olan reklamcılık kariyerine başladı. Eşzamanlı olarak kurumsal şirket çalışanlarına eğitimler verdi.
Felsefeci olduğunu hatırladığından beridir özellikle üst düzey yöneticiler için felsefe seminerleri düzenliyor ve felsefi bilginin iş dünyasında kullanılabilmesi üzerine çalışmalar yapıyor. Gazete Pencere için kavramsal düzlemde ele aldığı Pazar yazılarının yanı sıra Fayn platformunda "Ahlak Bekçisi" adında bir köşesi var. İster gündelik ister kavramsal düzeyde olsun ahlaki ikileme düşen okurlardan aldığı mektupları yanıtladığı köşesinde etik ilkeler ve ahlaki normlar üzerinden değerlendirmeler yapıyor.


Söyleşi tarihi: 23.12.2025

Söyleşi mekânı: Istanbul Concept Studio* + Çevrimiçi

* Fiziki katılım kontenjanla sınırlıdır.

Aziz kapak
Ayın kitabı

Aziz

Yazar: Yavuz Ekinci · 200 Sayfa · Everest Yayınları, 2025

Yetenek tutkunu, hırslı bir koleksiyoner olan Aziz Mirzade, en büyük keşfi olarak gördüğü ressam Timur'un intiharının onuncu yılında kendisini en az bu intihar kadar trajik bir arayışın içinde bulur. Timur'un, ölümünden iki sene önce Dante'nin İlahi Komedya eserini yeniden yorumlayıp meydana getirdiği üç eseri kayıptır; üstelik bu eserler tuvale resmedilmiş değil, üç ayrı insanın sırtına nakşedilmiştir. Cennet, Cehennem, Araf üçgeninde Aziz'in vermesi gereken üç karanlık karar vardır.
Sınırların ne kadar zorlanabileceğinin hikâyesi Aziz, Yavuz Ekinci'nin mahir kaleminden sıradışı bir roman.
"Yavuz Ekinci, çağdaş Türk edebiyatı evreninde müstesna bir yazar. Hikâyeleri derin, ama son derece yalın."
Brigitte Neumann

Söyleşi görseli
Tutku, Sanat ve Ahlak Arasında İnce Bir Hat

Aziz

Yazar: Yavuz Ekinci · Konuk: Gönç Selen · İstanbul Concept Studio, 2025

"Aziz" kitabı söyleşi notları

Sanat ne zaman özgürleştirici bir alan olmaktan çıkar, ahlaki bir gerilim sahasına dönüşür? Tutku, yaratıcı eylemi besleyen bir güçken hangi noktada yıkıcı olur? Filika Kitap'ın düzenlediği ve Aziz romanı etrafında şekillenen bu söyleşi, tam da bu soruların peşine düşüyor: Tutku ne zaman ahlakla çatışır?
Yazar Yavuz Ekinci ile felsefeci Gönç Selen'in katılımıyla gerçekleşen buluşma, İstanbul Concept Studio'da sanatın farklı disiplinlerini ortak bir etik zemin üzerinde düşünmeye davet etti. Söyleşi, yalnızca bir romanın iç dünyasına değil, sanatçının sorumluluğuna, izleyicinin bakışına ve toplumun sessiz kabullerine de açıldı.
Yavuz Ekinci, Aziz romanında tutkunun masum bir itkiden nasıl olup da ahlaki bir körlüğe dönüşebileceğini anlatırken, okuru rahat ettiren bir mesafeyi özellikle reddettiğini söyledi. Romanın baş karakteri, yaptığı eylemleri "sanat", "inanç" ya da "kendini gerçekleştirme" başlıkları altında meşrulaştırmaya çalışırken asıl gerilim bu gerekçelerin ardında saklanan kör noktada beliriyor. Ekinci'ye göre tehlikeli olan tutkunun kendisi değil, tutkunun sorgulanmadan kutsallaştırılması.
Bu noktada felsefi çerçeveyi genişleten Gönç Selen, ahlakın çoğu zaman sanata dışarıdan dayatılan bir normlar bütünü olarak ele alındığını, oysa asıl meselenin sanatçının kendi eylemiyle kurduğu içsel ilişki olduğunu vurguladı. Selen'e göre etik, yalnızca "yasaklar listesi" değil, eylemin sonuçlarıyla yüzleşme cesaretidir; sanatçının "özgürlük" talebi, bu yüzleşmeden kaçmanın bir bahanesine dönüştüğündeyse estetik üretim, ahlaki bir sorun alanına girer.
Söyleşinin belki de en çarpıcı katkılarından biri, dövme sanatçısı Ali Anıl Erçel'den geldi. Dövmenin hem bedenle hem de kalıcılıkla kurduğu ilişki, sanat mı ahlak mı tartışmasını soyut düzlemden çıkarıp doğrudan deneyimin içine taşıdı. Sanatçının, karşısındaki kişinin rızası, beklentisi ve sınırlarıyla kurduğu ilişkinin, etik sorumluluğun somut bir örneği olduğunu söyleyen Erçel, bir başkasının bedenine iz bırakmanın, estetik bir tercih olmanın ötesinde, derin bir etik farkındalık gerektirdiğini de hatırlattı.
Söyleşinin devamında ortak bir hat belirginleşti: Ahlaki sorun, çoğu zaman aşırılıktan değil, sessizlikten doğmaktadır. Karakterlerin, sanatçıların ya da izleyicilerin görmezden geldiği küçük ihlaller, zamanla büyük körlüklere dönüşür. Aziz bu anlamda yalnızca bir karakterin hikâyesi değil, toplumun, sanat karşısındaki edilgenliğinin de bir aynası.
Katılımcı soruları da tartışmayı derinleştirdi: Sanatçının özel hayatı, eserinden ayrı düşünülebilir mi? Estetik haz, etik rahatsızlığı bastırabilir mi? Bu sorulara net cevaplar verilmek yerine söyleşi, Filika'nın ruhuna uygun biçimde okuru ve izleyiciyi mutlak cevaplardan ziyade yeni sorularla baş başa bırakır biçimde kapandı.
Bu buluşmadan geriye kalan belki de en güçlü düşünce şu oldu: Tutku, sanatın yakıtı olabilir; ama ahlaki pusula olmadan yönünü kaybeder. Aziz ve etrafında örülen bu çok sesli tartışma, sanatın yalnızca ne anlattığıyla değil, nasıl ve hangi bedellerle üretildiğiyle de ilgilenmemiz gerektiğini hatırlatmış oldu.
Filika için bu söyleşi, bir kitabın etrafında toplanmanın ötesinde, okumanın düşünmeye, düşünmenin sorumluluk almaya açıldığı bir alanın mümkün olduğunu bir kez daha gösterdi.

```
Merhaba! 👋
Sorularınız için bize yazabilirsiniz...
ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.